Wednesday, July 01, 2009

yazayım ben de.

Özendim. Ben de yazayım dedim.
Kimse de uğramıyordur zaten artık, niye uğrasınlar ki, sayfalar bomboş!!
Hayatım bomboş değil ama..
Birşeyler oluyor...da... ne oluyor anlamıyorum!

biraz iki yüzlü gibiyim.
kimseye zararım olduğunu sanmam.
ama varsa da, kusura bakmasınlar.
bi tuhafım.
cezamı ilahi bir kudret verir zaten, cezalandırmaya kalkmasınlar.

bir yerde bir kötülük kapısı açıldığında, diğer tarafta da kötülüğü yapan için benzer bir kapı açılır, mekanizma tıkır tıkır işler..bu sisteme güvenim sonsuz.

31 yaşındayım, 21 hissediyorum.
bunu engellemenin tek yolu 21'den kalan kıyafetleri denemeye çalışmak...o zaman anlıyorsun 31 olduğunu...insanın bacağından bile geçmez mi ya!YUH!

31'in en güzel yanı, her şarkının anlamının olması..her şarkı anlamlı.
mesela; dalgalandım da duruldum..
mesela; the one
mesela; street spirit
gibi gibi gibi...

Böyle durumlar.

31'imde ciddi bir değişiklik yapıyorum, fiziki ve kalıcı.
umarım hayırlı olur.
olmazsa da n'apayım..
ölemem ya..
ölür müyüm yoksa be?öyle bir risk de var...
neyse hakkınızı helal edin madem.

Friday, February 06, 2009

Canım buraya birşeyler yazmak istedi.son aylarda yaşadığım koşturma sonucunda yazacak pek çok malzeme biriktirmiş olacağıms dair inancım da vardı.ama aklıma gelen bir tane bile yazacak kaydedeğer anım yok.demek ki boşa koşuyormuşum.çalışıyorum da henüz zengin de olmuş değilim...e neden koştuğuma anlam veremiyorum.daha doğrusu. Elde var sıfır.

Thursday, October 09, 2008

koral fantezi*

Bir sürü şehit.
ekonomi tepetaklak.

bense kendi dertlerimle meşgulüm sadece.

Daha doğrusu hayata devam etme eylemi bende refleks şeklinde. abim öldüğünden beri pek birşeyden etkilenmiyoruz ailecek.
bir çeşit hayat güçlendiricisi aşısı olduk sanki.

geçenlerde bir insanın sürekli kendiyle meşgul olması kavramı kafama takılmıştı. ne kadar da bencil yaratıklarız diye de düşündüm. bundan nasıl kurtulmalıydı?nasıl?
sonra kendimize haksızlık ettiğimize karar verdim. bencil olmamak mümkün mü?
24 saat aynı bedenin içinde...ruhunun evi işte.
onunla ilgilenmeyeceksin de kiminle ilgileneceksin?

herkes kendi evinin önünü temizlerse, bütün sokak, bütün mahalle hatta bütün evren temiz olur gibi bir fantezi vardır ya.(çocukken bu mantık beni çileden çıkarırdı...gerçekçi bir manyak olduğum için mutlaka temizlenmeyen yerler kalacağını düşünürdüm...:)))
o fantezi herkesin "kendini" sevmesi için de geçerli. herkes kendi ruhundaki pislikleri temizlerse, topyekün temizlik olur.(mu?)

*yazıyla hiçbir ilgisi yok, sadece orijinal ve kalburüstü bir yazıymış gibi görünmesini istedim..:)

Monday, October 06, 2008

sıkıldım.

"artık değişiklik şart" dediğiniz dönemler oldu mu?
insanın kendisinden sıkılması en acısı, öyle değil mi?

her sabah aynı güne uyanıp, sırayla hiç sektirmeden aynı şeyleri yapmak...
köreldiğimi hissediyorum.

ama işin ilginci, parmağımı kaldıracak halim de yok. yani yenilik kendisi gelsin, kucağıma düşsün istiyorum.

bu ruh hali daha fazla devam ederse neler olur bana bilemiyorum.

sıkıldım.

Thursday, September 11, 2008

sevsinler beni isterim

herkes beni sevsin isterim.
sevsin herkes beni isterim
isterim ki sevsin herkes beni

SEV ULAN!

Tuesday, September 09, 2008

24 saatim olsaydı...

10 Eylül!ATLAS DENEYİ!DÜNYANIN SONU..

GODDESS bir mim göndermiş bana, yarın dünyanın sonu olsaydı, neler yapmak isterdin son gününde diye..

24 saat...

Anneme babama koşardım herhalde...
onları çok sevidğimi söylerdim.

bir tane elimde proje var, işle ilgili, onu bitirmeden ölemem..:)
onu bitirirdim.

çatlayana kadar nutella yerdim.

budur.:)

Sunday, September 07, 2008

cici kız

İnsanın şansını fazla zorlamaması lazım.
eğer birşey olmayacaksa, olmuyor zaten..
dürte dürte ancak bir yere kadar gelinebiliyor, o da zaten arzu ettiğimiz ya da bizi tatmin eden "yer" olmuyor...

mesela benim "mülayim" bir insan olmak için insanüstü çaba göstermem gibi..
insanın içinde 10 kaplan gücünde bir saldırma kapasitesi varken inanın sakin olmak pek zor oluyor!

örnek vermek isterim elbette, geyik yapmıyoruz burada!(:P)

her Türk kadını gibi (her kadın gibi) sözle tacize uğradım bugün.
bir baktım, içimdeki kaplanların 8'i salyalar saçarak hırlıyor, biri sakin olmamı istercesine, yavru kedi tadında bana bakıyor, 10. da kendi kuyruğunu yakalamaya çalışıyor...(ne de olsa hepsi kedi bunların!!)

sözle taciz eden pislik popomun kenarı herifin-biz bundan sonra kendisine sayko diyeceğiz-yüzündeki gülümsemeyi dondurmak istedim.daha sonra da mümkünse çerçeveletip duvarıma asmak...

her neyse, lafı yedikten sonra(geçici olarak elbette) aniden geri döndüm...
sayko pis pis sırıtıyordu...kendisine gülümsedim.şaşırdı.
yanına doğru yaklaştım, yüzündeki çizgiler gerilmeye başladı..

-hasta mısın oğlum sen?dedim.
ama sakince...usul usul...

geri dönüp yürümeye başladı...
ben de onu takip etmeye başladım.
biliyorum normal gibi gelmiyor kulağa...ama hepsi kaplanların suçu...

sayko çoktan beni unutmuştu...ki.. birden arkasında olduğumu farketti..
o andaki yüz ifadesi var ya, şu 30 yıllık hayatımda yaşadığım en büyük tatmindi...
korktu benden.
alenen korktu ya..:))
uzaklaşıverdi hızlıca...

yani, ben o "cici kız" olamıyorum...hiçbir zaman da olmayacağım, zorlamanın anlamı yok...